|
Her şey artık tek elden.....
01/10/2006
Söyleşi: Mine SAYGI - H.Cengiz CELEP (Genel Müdür)
Pnömatik alanında lider olan Entek Şirketler Grubu ile Hidrolik konusunda lider olan Hidropak firması sektörde sinerji yaratmak amacıyla ve her şey tek elden sloganı ile yola çıkarak bir ortaklık anlaşması imzaladı. Sektörün duayenlerinden biri olan Entek Şirketler Grubu Genel Müdürü H.Cengiz Celep bu yeni proje ile ilgili detayları ve sektöre ilişkin her şeyi HİDROLİK&PNÖMATİK Dergisi ne anlattı.
HP: Entek Pnömatik San. ve Tic. Ltd. Şti yeni yatırım ve projelerinizden bahsedermisiniz?
Entek Şirketler Grubu olarak Entek Otomasyon Ürünleri San ve Tic.Ltd. Şti. firmamızı 2006 senesinin başında bünyeden ayırdık. Şu anda yine perpa içinde farklı bir yerde faaliyet gösteriyor ve tam teşekküllü bağımsız bir firma olma özelliğini kazandı. Entek Eğitim Teknolojileri ve Danışmanlık A.Ş. firmasını ise geçtiğimiz senenin başında Perpa da eğitim odası imkanları kısıtlı olduğu için Mecidiyeköy'e taşımış idik. Bu süre zarfında Zincirlikuyu'da bir bina satın aldık. 12-13 yıllık bir bina olduğu için elden geçirelim istedik ve yapılan araştırma sonucunda binayı tekrar yıkıp yeniden yapmanın daha doğru olacağını kararlaştırdık. Şu anda binanın projeleri çizilmektedir, gerekli izinler alındıktan sonra 1-2 aya kadar inşallah inşaata başlayacağız. Entek şirketler grubu olarak önümüzdeki dönemdeki en büyük projemiz, 3200 metrekare olacak bu yeni binamıza 2008 senesinin ortalarına doğru geçerek Entek şirketler grubu olarak ayırmış olduğumuz şirketleri tekrar bir çatı altında toplayarak çok daha modern bir ortamda, daha iyi organize olarak, müşterilerimize daha iyi bir hizmet vermek istiyoruz.
HP: Entek Şirketler Grubu olarak Hidropak firması ile yapmış olduğunuz ortaklığın öncelikle sektöre hayırlı olmasını diliyoruz. Yeni iş ortaklığınız hakkında detaylı bilgi alabilirmiyiz?
Endüstride en iyi markalarla hizmet vermek için çalışıyoruz. Entek Şirketler grubu olarak da bunu sağlıyoruz. Hidrolik konusunda bir dünya devi olan Eaton-Vickers firmasının Türkiye distribütörü Hidropak firmasının % 51'ini satın aldık. Her şey tek eden sloganı ile hidrolik, pnömatik, otomasyon ve eğitim konularında bu sektöre hizmetlerimiz devam edecektir. Hidrolik piyasasında da yapılacak çok şeyin olduğunu görüyorum. Eaton-Vickers dünyada 3 büyükten bir tanesi ama Türkiye de olması gereken noktada değil. Dünya Pazar payları bakımından layık olduğu yere getirmemiz gerekiyor. Bu maddi bir menfaat beklediğimizden değil, tamamen müşterilerimize daha iyi hizmet ve her şeyi tek elden en iyisini verme arzusundan kaynaklanıyor. Ortaklığın başarılı olacağına inancım tam. Hidropak şirketinde satış ve pazarlama ile ilgili konulardan sorumlu olacağım. Eaton-Vickers grubunun proje, satış ve planlama teşkilatını kuracağım. Yeniden hidrolik piyasasına girerek satışları ve hizmetleri olması gerektiği yere getirmeye çalışacağım. Türkiye'de hidrolik işine önce Rexroth Hidroparda çalışarak başladım ve isim babasıyım. daha sonra Atos, daha sonra Abex-Denison markasını getirdim. Aslım hidrolikçi ama 10-15 senedir pnömatik sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Ağırlığımızı pnömatiğe verdiğimiz için hidrolik alanından çekilmiş idik. Şimdi yeni bir imkan doğdu. Tekrar hidroliğe döndüğüm için bu işi büyük bir şevk ve heyecanla yapıyorum. Hidrolikte daha yapılacak çok şey var.
"Ortaklığımızın amacı sektörde sinerji yaratmak"
HP: Bu ortaklığın temelleri ne zaman atılmaya başlandı?
Hidropak'ın sahibi Sayın Okan Keten ile uzun yıllardır dostuz. Ben Rexroth-Hidropar'dan ayrıldıktan sonra Okan bey benim yerime geçmişti. Ben firmadan ayrılıp kendi firmamı kurdum daha sonra Okan bey de ayrılıp kendi firmasını kurdu. Dolayısıyla mesleki olarak da geçtiğimiz yollar aşağı yukarı aynı. Sürekli görüşür fikir alışverişinde bulunurduk. Sonra baktık ki dünyadaki büyük firmalarda şirket evliliği adı altında birleşmeler var çünkü bir firmanın tek başına ayakta kalması bazen zor, bazen de çok büyük rekabet ile karşı karşıya kalması demektir. Sonra ortaklık yapma ve güçlerimizi birleştirme kararı aldık Niye birbirimize sinerji vermeyelim düşüncesi oluştu. Müşterilerimizin pnömatik ile ilgili isteklerini bizden, hidrolik ile ilgili isteklerini de Hidropak'dan karşılama kararı aldık. Entek Şirketler Grubu olarak burada Hidropak'ın organizasyon ve firma kültürüne asla dokunmuyoruz. Hidropak zaten 20 yıllık bir firma, iyi bir organizasyonu, iyi bir teknolojisi ve tecrübesi var. Ana çatıya hiç dokunmadan pazarlama yönünde daha iyi olabilmesi için neler katabiliriz bunun uğraşısı içindeyiz. İlerdeki günlerde endüstriyel bölgelerde bütün elemanların tek bir çatı altında bulunacağı cornerlar şeklinde yapılanmaya da gidebiliriz.
HP: Türk Hidrolik&Pnömatik sektörünün son teknolojiyi uygulamadaki başarısı nedir?
Distribütör firmalar ürünlerini getirdiği firmaların teknolojisini de sektöre yansıtmış oluyorlar ve bu konuda Türkiye'de çok başarılılar. Ama Makine İmalatçıları maalesef hala makinanın maliyetini daha nasıl düşürebilirim diye düşünüyor. Daha az elektrik tüketen makinalar üretebilir miyim veya bu makinalar dakikada 1000 tane üretiyorsa 10 bin tane nasıl üretebilirimin düşüncesi içinde değiller. Fakat maalesef bugün ürettikleri bu makinaları Türkiye'deki piyasaya satabiliyorlar bu da imalattaki boşluğu bize gösteriyor. Dünyadaki rekabet o kadar ileri ki hem performansı, üretim adetlerini, kaliteyi hem de kalitenin devamlılığını artırma açısından otomasyonun şart olduğunu ve teknolojiye daha çok yer vermek gerektiğini artık anlamaları gerekiyor. Buna bir örnek vermek gerekirse eğer örneğin, hidrolik pompalarda tek bir hidrolik pompa kullanırsanız makine da yada enjeksiyon makinası 15 kw güç çekiyor, çift kademeli veya değişken debili bir pompa kullanırsanız bu 5 kw'a kadar düşmektedir, buda bize korkunç bir enerji tasarrufu sağlandığını gösteriyor. Enerjinin bu kadar pahalı olduğu ülkemizde bu konulara değinilmesi lazım. Teknoloji Türkiye de var ama makine imalatçısı ya bu imkanları bilmiyor yada tek kalemde maliyeti düşürmeyi düşündüğü için bu tür teknolojilere kapılarını açmıyor. Entek olarak hedef müşterilerimiz teknolojiye açık, bu tür teknolojiye para yatırabilecek ve sonuçlarını alabilecek ileri görüşlü firmalardır. Onun için kaliteli müşterilerle çalışıyoruz. Bugüne kadar hiçbir problem yaşamadık. Hatta birçok müşterinin makinalarını beraber projelendiriyoruz.
HP: Sektörün son durumunu değerlendirirmisiniz?
Akışkan gücü sektöründe hizmetler ve rekabet çoğaldı. Pnömatikte yaptığımız araştırmaların sonunda Türkiye de 27 tane pnömatik markanın distribütörü olduğunu gördük. Yani dünyada üretim yapan büyükten küçüğe 27 tane pnömatik firması Türkiye de aktif olarak faaliyet göstermektedir. Türkiye de pnömatik sektörü tahminlerimize göre aşağı yukarı 60 Milyon euro civarında ve bunun 20 Milyon euro'su yerli imalat dersek 40 milyon euro ithal. Bu 40 milyon euro'luk pazarda 27 tane çalışan firma var. Dolayısıyla rekabet çok fazla. Yeni teknolojiler Türkiye ye geliyor ama Türkiye sığ bir pazar. AKDER verilerine göre hidrolik-pnömatik 200 milyon euro'luk bir pazardan bahsediliyor. Hidrolik bu pazarın 140 milyon euro'luk kısmını oluşturuyor. Sığ bir pazar olmasından dolayı bu sektörün gelişmesi makine imalatçılarının gelişmesine bağlı. Türkiye de makine sektörü gelişip ihracat yaparsa hidrolik&pnömatik sektörü de ona paralel gelişir. Makine sektörünün gelişmesi de ucuzculuktan vazgeçmesine, yeni teknolojileri uygulamasına bağlı.
"TSE Avrupa Birliğinin ruhuna aykırıdır"
HP: İthalatta karşılaştığınız sorunlardan bahsedermisiniz? Sorunların çözümüne ilişkin neler yapılabilir?
En büyük baş ağrısının Türk Standartları Enstitüsü olduğunu düşünüyorum. Bunu defalarca her ortamda dile getirdim. Türkiye de maalesef bu konuda bir gelişme yok. İthal ettiğimiz malların TSE de bir karşılığı yok. Örneğin, bir gümrük memuru bizi TSE ye gönderiyor ve TSE den o malla ilgili kapsam dışıdır diye bir yazı alıyoruz, ithalatı gerçekleştiriyoruz Öğleden sonra başka bir ithalatta aynı malı başka bir gümrükçü tekrar TSE ye gönderdi. Elimizdeki evrakla gittik ve sabah yaşadığımız durumu anlattık aynı malı sabah çektiğimizi, kapsam dışı olduğunu evraklarla gösterdik fakat yine de göndereceğini söyledi. Diğer bir örnek ise, pistonlar üzerine taktığımız 1-1.5 metre kablonun ucunda ufak bir sensör var, bu ürünün ithalatını yaparken gümrük tarifelerinden sensör olarak ülkeye sokuyoruz, doğrusu da bu. Bir gümrük muayene memuru bunun sensör değilde kablo olduğunu uzun bir süre iddia etti. 1-1,5 metre kablonun 40 ? olamayacağını, kablo getirmek istesek top olarak getirip burada istediğimiz boylara kesebileceğimizi, maliyetin daha düşük olacağını, gümrük vergilerinin daha az olacağından devletin zararı olacağını söyledik fakat ikna edemedik. Nihayet durum anlaşıldı, amaçları TSE'ye göndermek çünkü kablonun TSE standardı olduğu için kimya laboratuvarına gönderecek bir sürü testten geçirecek vs. Bu testlerden dolayı sizden yüklü harçlar alacaklar, bu arada geçen süre de işin cabası. Gümrükler için bir şey söylemeyeceğim ama TSE Türkiye'deki ithalatçıların en büyük problemidir ve TSE'nin kalkması gerektiğini düşünüyorum. Bir ara kaldırılacağını duymuş idik fakat şu anda uygulamada bir değişiklik yok. TSE Avrupa Birliğinin ruhuna aykırıdır ve CE belgesine karşıdır
CE Belgesi Avrupa da bir malın serbest dolaşımını sağlamak için çıkmıştır. Türkiye de ise tam tersine malın girişini durdurmak için kullanılıyor. CE Belgesinin hikayesi ise, Fransa da Mösyö Dijon Almanya ya bir makine satıyor, Almanyada ki son kullanıcı da Alman standartlarına uymadığı gerekçesi ile malı geri gönderiyor. Bundan dolayı Mösyö Dijon Almanya ya dava açıyor. Diyor ki, insanların, paranın serbest dolaşımından bahsediyoruz ama daha Avrupada makinalar, ürünler serbest dolaşmıyor . Dava sonunda Bay Dijon haklı görünüyor. Her ülkenin farklı standartları var. Her ülkenin standartları ile uğraşırsak bir yere gidemeyiz düşüncesi ile birlikte mal serbestçe dolaşsın fakat makinanın dizaynında, imalatında, kullanımında insan ve çevre sağlığını gözetilsin, bunu gözettiğine dair bir CE markası koyulsun sonucuna bağlanıyor. Her firma bir ürün üretip üzerine CE markasını koyabilir. Ancak bu markayı koyduğunda insan sağlığına ve çevreye zarar verdiği taktirde firma mahkeme tarafından sorumlu olarak tutulmaktadır. Çünkü bu belgeyi koymak makinanın dizaynında imalatında ve kullanımında insan ve çevre sağlığına zararlı olmadığını deklare ediyorum demektir. CE bir deklarasyondur ve bunu veren kuruluş yoktur. Türkiye de bu sistem maalesef tam tersi CE Belgeli ürün girer CE Belgesi olmayan ürün giremez şeklinde yanlış bir şekilde ruhuna aykırı bir şekilde uygulanıyor. Türkiye'de TSE maalesef ticareti engellemektedir ve Türk endüstrisinin en büyük düşmandır.
HP:Sektörün Avrupa Birliğine yönelik hazırlıkları varmı?
Maalesef 200 milyon euro'luk küçük bir sektör olduğu için ve ithalata dayalı olduğu için Türkiye'de büyük yatırımlar yok. Yerli imalatçılar da Uzakdoğu ve Çin malları ile rekabet etmeye çalışıyorlar. Avrupa entegrasyonunun fazla sorun olacağını zannetmiyorum. Avrupalı büyük firmalar ya kendileri ya da temsilcileri vasıtası ile Türkiye'de zaten faaliyet göstermektedirler. Hidrolik & Pnömatik sektörü Avrupaya entegre olmuş durumda ve bu konuda herhangi bir sorun görmüyorum. AKDER başkanlığım sırasında da derneğimizi Avrupanın üst birliği CETOP'a üye yaparak bu entegrasyonu gerçekleştirmiş idim.
HP: Ülkemizde satış sonrası hizmet ve ARGE çalışmalarını değerlendirirmisiniz?
Sektörde satış sonrası hizmet Avrupa'da olmadığı kadar ileri düzeyde, son derece hızlı, kaliteli ve güvenilirdir. Enteresan olan durum ise, bu hizmetin karşılığında hiçbir bedel talep edememiz. Bu tamamen malın fiyatı içerisinde kardan alınarak harcanan bir parça olarak görülüyor. Arge çalışması ise yapılmamaktadır. Çünkü sektörde ciddi anlamda imalat yapan yeni açılan Bosch-Rexroh ve Hema dışında firma bulunmamaktadır. Bu firmalar yeterince ARGE çalışmasını yapıyorlar. Ayrıca Hema firmasını tebrik ediyorum, sektörde öncü bir İngiliz firması olan David Brown firmasını satın aldı. Bu firmanın teknolojisi de oldukça ileri düzeyde. Hema kendini geliştirmese bile arge'de ileri teknoloji firmalarını alacak düzeyde yatırımlar yapıyor, bu hakikaten gurur verici. İthalata dayalı bir sektör olduğu için ARGE çalışması ürün bazında yapılmıyor sadece uygulamanın ARGE si Türkiye'ye kalıyor.
HP: Bosch Rexroth'un Bursa da açmış olduğu Türk Sanayisinin Hidrolik Akışkan Gücü Sektöründe uluslararası sermaye ile yapılan bu ilk yatırımı ile ilgili düşüncelerinizi alabilirmiyiz?
Eksenel pistonlu pompaların Türkiye de üretilmesi güzel bir gelişme. Teknolojik bir ürün ve bütün dünyaya ihracatı yapılacak. Bosch-Rexroth Genel Müdürü Steven Young Beyefendiye böyle bir tesisi ülkemize kazandırdığı için teşekkür ediyorum. Türkiye sadece kendi pazarı için yatırım yapmaya müsait değil, dünyaya açılmak durumundasınız. Maalesef Türkiye'de bunu yapabilecek iki firma vardır Hema ve Bosch Rexroth .
HP:AKDER'in eski başkanı olarak derneğin şuandaki çalışmalarını değerlendirirmisiniz?
AKDER mesleki ve milli bir derneğimizdir. Başkanlık dönemimde derneği Avrupa platformlarına taşıyarak CETOP'a üye yaptım. Gurur duyarak yaptığım hizmetlerden bir tanesidir. Bayrağı diğer arkadaşlarımıza teslim ederken de en büyük projemiz AKDER'e Center of Excellence (Uzmanlık Merkezi) adı altında hidrolik, pnömatik konusunda eğitimlerin, Ar-Ge'nin yapılacağı ve danışmanlık, hakem heyeti gibi rol oynayacağı bir yerin kazandırılması idi. Mutlaka bu çalışmaya ilişkin yol kat edilmiştir ama maalesef üyeler bu konuda bilgilendirilmiyor .
AKDER de prensip olarak bir başkan ancak iki yıllık bir dönem için seçiliyor. Çünkü bu sektörde hizmete gönüllü pek çok arkadaşımız var. Bu bir hizmet yarışıdır, bayrağı başka arkadaşlarımız eline alır ve durmaksızın koşmaya devam eder. İş ve normal yaşantınızdan ayırdığınız bir zamanda AKDER'e hizmet ediyorsunuz, bu fedakarlığı da uzun süre bir kişiden istemek doğru değil düşüncesindeyiz. Bu yüzden her 2 senede bir yönetim belirli bir oranda değişir. Bu zamana kadarda böyle geldi. Fakat büyük projemiz Uzmanlık Merkezi çalışmaları yüzünden AKDER'de ilk defa bir başkan ve yönetim kurulu topluca 2.kere yönetimde kaldı. İnşallah kısa zamanda bu büyük projeyi hayata geçirerek sektörümüze ve ülkemize güzel bir eser kazandırırlar.
|